son haberler

Ağlayan Ağaç

Yayınlanma Tarihi: 27 Nisan 2018 okunma

Zeki ORDU zekiordu.zekiordu@gmail.com

Herkesin malumu olduğu üzere bir iç ve dış turizmin gelişmesinde tanıtımın önemi oldukça fazladır. İnsanlar bulundukları yerden kalkıp başka yerleri gezip görmeye karar vermişse gittiği yer ile ilgili az-çok bilgiye sahiptir. Yoksa o kadar zamanı ve parayı harcayıp neresi olursa giderim diye bir seyahate başlanmaz.
Turizmin çeşitlerini önce okul kitaplarında ve sıralarında öğretmenlerden duymuşluğumuz vardır. Turizm; hem dinlenme, hem de yeni yerler ve yeni insanlarla tanışma şansına sahip olmak açısından önem taşır. Sosyal ve kültürel etkileşme olur. Ticari boyutu ise hep dile getirilir.
Her ne şekilde olursa olsun ön plana tanıtım çıkar. Tanıtım bir yerin ziyareti için oldukça önemlidir.
Geçen hafta bir ara yolum Amasra’ya düştü. Gezilecek, görülecek yerler neresi diye bir araştırayım dedim. Bana orta yollu bir liste verdiler. Görülecek yerler listesinde “Ağlayan Ağaç” da yazıyordu.Bu oldukça ilginç bir şeydi.
Doğrusu çok insan gibi ben de bu “Ağlayan Ağaç” neyin nesi diye merak ettim. Merakım bir yana bu ağacın nasıl bir ağaç olduğunu düşünüyordum. Şekil olarak diğerlerinden farklı mıydı, her hangi bir şeye mi benziyordu, ilginç bir yerde mi bitmişti, dalları farlı uzunlukta veya kalınlıkta idi vb…
Ben ve yakınlarım bir yaz günü ağacı görmek için yola revan olduk. Kan ter içinde tepeye yani “Ağlayan Ağaç”ın olduğu yere vardık. Ortalıkta fevkalade bir durum yoktu.
Sağa sola bakıp malum ağacın hangisi olduğunu sordum. Bana bir ağaç gösterdiler. Öyle yaşlı ve bir özelliği olan ağaç gibi durmuyordu. Doğu Karadeniz’de o ağaçtan milyonlarca vardı. Kim ona bu ismi vermiş ve onu il sınırlarının dışına çıkarmışsa önemli bir iş yaptığı kesindi. Çünkü o ağacın altında bazı hediyelik eşya satan satıcılar ile muhtelif şeyler satan kişiler vardı.
Doğrusu gördüğüm manzara karşısında şaşırdım. Atalarımız “Davulun sesi uzaktan hoş gelir” sözünü boşuna söylememiş demek ki. Ünye’de binlercesini gördüğümüz o ağacın bu kadar uzaktan tanınır hale gelmesi için ne tür çalışma yapıldı bilmiyorum ama belli ki hafızalara kazınacak bir iş çıkarmışlar.
Bizi o ağacı görmeye iten sebep izahını yapamadığımız bir merak duygusu. Peki bu ve benzeri tanıtımları Ünyeli yapamaz mı? Yapar ama nedense yapmıyor. Neden yapmadığını da Ünyelilere sormak gerekiyor.
Senli elinde tarihi kayıtlara göre de sabit olan bazı değerler var. Mesela Mustafa Efendi bunlardan biri. Sözde bir okula ismini vermişler ama eksik. Okulun adı “Mustafa Rakım Anadolu Lisesi.”
Kim bu Mustafa Rakım diye sorduğumuzda yerterli cevap alınamıyor. Ne hazin değil mi?
Okulun adı “Hattat Mustafa Rakım Efendi Anadolu Lisesi” olsaydı ne olurdu. Neler olmazdı ki. En azından Mustafa Rakım adında bir hattatımızın olduğu anlaşılırdı. Peki biz Mustafa Rakım Efendiyi tanıyor muyuz? Ne gezer.
Peki kendimizin tanımadığı kişiyi başkasına nasıl tanıtacağız?
Amasralı bir ağacın adını “Ağlayan Ağaç” veriyor Amasra’ya yolu düşen soluğu ağacın altında alıyor, Tarihe mal olmuş Mustafa Rakım Efendi’yi biz kendimiz tanımıyoruz. Üstelik saygısız davranarak ismini bile doğru dürüst bir okula vermeyi beceremiyoruz.
Bu anlayışla Mustafa Rakım Anadolu Lisesinden tarihi şuura erişmiş çok az kişi yetişir. Daha doğrusu biz yetiştiremeyiz. Burada öğrencilerin bir suçu yoktur. Bütün mesele doğruyu dosdoğru anlatabilmek. Bilmem anlatabildim mi?

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Cesaretin Varsa Yardım Et

14 Haziran 2018 okunma
“Kalın kitapların ince, uzun cümlelerin kısa hükmü…” “ İyilikten maraz doğar” sözü ile ilk defa nerede söylenmiş hep merak ederim. Nasıl bir can yanmasıdır ki, hem iyilik edeceksiniz, hem de zararlı siz çıkacaksınız. Başta ‘hümanistler’ ve... Devamını Oku

Mekteb-i Sultani ve Müstahdem Ali Efendi

8 Haziran 2018 okunma
Malum olduğu üzere Galatasaray Lisesi’ni tanımayanımız yoktur. Bu lise 1481 yılında Galata Sarayı Enderun-u Hümayunu adıyla kurulmuş olup, 1 Eylül 1868 senesinde Mekteb-i Sultani adını almış olup; 1924 yılında Galatasaray Lisesi adıyla eğitimine devam... Devamını Oku

Oturun Oturduğunuz Yerde!

1 Haziran 2018 okunma
Belki on beş yıldan fazla oturup televizyon seyretmişliğim yoktur. Sadece naklen maç yayınları hariç. Bir de misafirliğe gittiğimde ev sahibi hangi kanalı açmışsa bizde mecburen o kanalı seyretmiş oluyoruz. Gördüğüm odur ki en çok diziler ve magazin... Devamını Oku

Kıraathane

25 Mayıs 2018 okunma
Kıraatin, okuma demek olduğunu bilenler bilir. Eskiden kıraat ilmi bile vardı. O zamanlar bu Kur’an okuma ilmi olarak yapılıyordu. Yani büyüklerimiz bir eserin nasıl okunacağının dahi ilmini gösteriyormuş. Sosyal ve kültürel değişmesiyle başlayan bazı... Devamını Oku

İstikamet Üzere Olmak

18 Mayıs 2018 okunma
Ne zaman ramazan ayı girse hummalı bir faaliyet başlar. Sanki herkes kıtlıktan çıkmış gibi alış-veriş yapar. Elbette en tabii hakları. Gün boyu yemenin ve içmenin olmadığı bu ayda iftar sofraları en güzel anlardandır. Oruçluyken kimin canı ne çekmişse... Devamını Oku

Ankara’da Ayakkabı Tamiri

11 Mayıs 2018 okunma
  Ben bir köy çocuğu olduğum için ilçe merkezinde yaşayanları “çok önemli” kişiler olduğunu öğrenerek büyüdük. Şehirli insanların tartışmadığını, birbirlerine kızmadığını, herkesin bilgili olduğunu, temiz giyindiğini, düzgün... Devamını Oku

Ankara ve Çevresi

4 Mayıs 2018 okunma
Yolumuz bu günlere Ankara’ya düştü. Biz de hazır Ankara’ya gelmişken şöyle görünen kısmıyla bir inceleyelim dedik. Öyle enikonu incelemek için yeterli vaktimiz yok. Adım başı birileriyle de konuşamayız. Ne de olsa başkent. Belli ki insanları kültürlü,... Devamını Oku

Mazide Hatıram Yahut Sosyal Geri Dönüşüm

20 Nisan 2018 okunma
Şöhret her devirde çok kişi tarafından arzu edilen şey olmuştur. Sadece münevver ve din adamları şöhrete yakın durmamışlar. Büyükler şöhreti iki kısma ayırır. “Birincisi, bir kimse şöhret olmayı arzu eder, o afettir” şeklindedir. Şöhret hangi... Devamını Oku

Ekmek Karnesinden Eee Karneye

13 Nisan 2018 okunma
Yıllar önce dedem ekmek karnesinden bahsederken ben anlamazdım. Yaşımın çok küçük olması yüzünden olduğunu düşündüğüm bu durumu büyüdüğüm zaman da kavrayamayınca; bu karnenin nasıl verildiği, kimlere verildiği, ne kadar sürede verildiği hususunda... Devamını Oku

Yâr Yarayı Sarar Mı?

6 Nisan 2018 okunma
Çetin bir soru. Çünkü cevabı muhtelif. Kimine göre evet, kimine göre hayır. Yâr… Bazen uzaklarda bir diyar. Bazen uçurum… Bazen “melhem” Neşet Ustanın tabiriyle. Gerçi o “Hiçbir melhem kâr etmez, yâr yarası var bende” diyor. Yine “Dermansız bir... Devamını Oku