son haberler

Çiçekleri Soldurmayın

Yayınlanma Tarihi: 17 Kasım 2017 okunma

Zeki ORDU zekiordu.zekiordu@gmail.com

Bir taş olarak yaratılmış olmak neyi ifade eder? Bir çiçek, bir kuş olarak dünyaya gelmek mesela…

Üzülüp sevinemeyen, kendi hâllerinde…

Çok zaman varlıklarından bile haberdar olmadığımız…

Ne hesapları var, ne umutları. Ne de hayattan bekledikleri… Var oldukları müddetçe, kendileri dışındaki bir iradeyle mevcudiyetini korurlar. Bazen bir evin harcına, bazen de bir vazoyu süslerler insanlar için. Bazen bir kafese konur evin bir odasında. Kendi istekleriyle olmasa bile insanlar tarafından yön bulur hayat seyirleri.

Ama insanlar öyle midir? Doğduğu günden beri amansız bir mücadelenin içinde bulurlar kendilerini. Düşünme melekelerini kullansalar dahi güçleri kâfi gelmez çok zaman. Kâh kendini yönetir, kâh başkasını… Bazen de başkası kendisini…

İrade devire ve şartlara göre değişiklik arz edebiliyor.

Kimi zaman haklılığına değil güçlülüğüne bakıyorlar. Her zaman güçlü olan haklı olmayabiliyor. Güçlü olan adil olabilseydi mazlumun gözyaşından bahsedilir miydi hiç?

Bir taş olmak…

Bir kuş olmak…

Bir çiçek olmak…

Bir evin duvarında taş, bir kafeste kuş, bir vazoda çiçek…

Hepsinin de iradesi kendinde değil.

Duvarda taş olmak, göze yaş olmaktan daha mı hazindir?

Değildir elbet.

Vazodaki çiçek, bahçedekinden daha mı rahat?

Kafesteki kuş, kırlardakinden daha mı huzurlu?

Değildir herhalde.

Kim hürriyetinden vazgeçer ki? Kim kendi hayatını başkasının veya başkalarının yönlendirmesini ister ki?

Güçlü olan adil, haklı olan mutlu olmadıktan sonra geriye ne kalıyor? Şahsiyetli bir hürriyet, şerefli bir mazi, gözyaşı ve hüzün…

Bir taş olmak,

Bir kuş olmak,

Bir çiçek olmak.

En azından ‘akıl’ denilen nimete sahip değil.

Ne hareketleri kendi elinde, ne istikballeri…

Ne hesapları var, ne umutları. Ne de hayattan bekledikleri…

Bir sevki tabi ile varlığın sürdürüyorlar.

Yine de bir surda taş olmak, bir yolda taş olmaktan;

Bir dalda kuş olmak, kafeste kuş olmaktan;

Kırlarda ki çiçek, vazodakinden daha imtiyazlıdır.

Her ne kadar toplar, surları harap etse de;

Her ne kadar, daldaki bir kuş avcının hedefinde olsa da;

Her ne kadar, kırlardaki bir çiçek rüzgâra, soğuğa rağmen hayatını sürdürse de, hürriyetleri onlara güç ve takat veriyor. Kendileri gibi davranıp, kendileri gibi yapıyorlar. Ta ki bir başka ‘kuvvetin’ müdahalesine kadar…

Ah bu müdahaleler!

İnsanları kendi hallerine bırakmazlar ki… İllâ kendi kafeslerinde görmek isterler…

Ama biz dalda durmak istiyoruz.

Avcının hedefinde olmamıza rağmen…

Vazodaki çiçekler tez solar.

Çiçekleri soldurmayın…

Çiçekler solmasın…

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Cesaretin Varsa Yardım Et

14 Haziran 2018 okunma
“Kalın kitapların ince, uzun cümlelerin kısa hükmü…” “ İyilikten maraz doğar” sözü ile ilk defa nerede söylenmiş hep merak ederim. Nasıl bir can yanmasıdır ki, hem iyilik edeceksiniz, hem de zararlı siz çıkacaksınız. Başta ‘hümanistler’ ve... Devamını Oku

Mekteb-i Sultani ve Müstahdem Ali Efendi

8 Haziran 2018 okunma
Malum olduğu üzere Galatasaray Lisesi’ni tanımayanımız yoktur. Bu lise 1481 yılında Galata Sarayı Enderun-u Hümayunu adıyla kurulmuş olup, 1 Eylül 1868 senesinde Mekteb-i Sultani adını almış olup; 1924 yılında Galatasaray Lisesi adıyla eğitimine devam... Devamını Oku

Oturun Oturduğunuz Yerde!

1 Haziran 2018 okunma
Belki on beş yıldan fazla oturup televizyon seyretmişliğim yoktur. Sadece naklen maç yayınları hariç. Bir de misafirliğe gittiğimde ev sahibi hangi kanalı açmışsa bizde mecburen o kanalı seyretmiş oluyoruz. Gördüğüm odur ki en çok diziler ve magazin... Devamını Oku

Kıraathane

25 Mayıs 2018 okunma
Kıraatin, okuma demek olduğunu bilenler bilir. Eskiden kıraat ilmi bile vardı. O zamanlar bu Kur’an okuma ilmi olarak yapılıyordu. Yani büyüklerimiz bir eserin nasıl okunacağının dahi ilmini gösteriyormuş. Sosyal ve kültürel değişmesiyle başlayan bazı... Devamını Oku

İstikamet Üzere Olmak

18 Mayıs 2018 okunma
Ne zaman ramazan ayı girse hummalı bir faaliyet başlar. Sanki herkes kıtlıktan çıkmış gibi alış-veriş yapar. Elbette en tabii hakları. Gün boyu yemenin ve içmenin olmadığı bu ayda iftar sofraları en güzel anlardandır. Oruçluyken kimin canı ne çekmişse... Devamını Oku

Ankara’da Ayakkabı Tamiri

11 Mayıs 2018 okunma
  Ben bir köy çocuğu olduğum için ilçe merkezinde yaşayanları “çok önemli” kişiler olduğunu öğrenerek büyüdük. Şehirli insanların tartışmadığını, birbirlerine kızmadığını, herkesin bilgili olduğunu, temiz giyindiğini, düzgün... Devamını Oku

Ankara ve Çevresi

4 Mayıs 2018 okunma
Yolumuz bu günlere Ankara’ya düştü. Biz de hazır Ankara’ya gelmişken şöyle görünen kısmıyla bir inceleyelim dedik. Öyle enikonu incelemek için yeterli vaktimiz yok. Adım başı birileriyle de konuşamayız. Ne de olsa başkent. Belli ki insanları kültürlü,... Devamını Oku

Ağlayan Ağaç

27 Nisan 2018 okunma
Herkesin malumu olduğu üzere bir iç ve dış turizmin gelişmesinde tanıtımın önemi oldukça fazladır. İnsanlar bulundukları yerden kalkıp başka yerleri gezip görmeye karar vermişse gittiği yer ile ilgili az-çok bilgiye sahiptir. Yoksa o kadar zamanı ve parayı... Devamını Oku

Mazide Hatıram Yahut Sosyal Geri Dönüşüm

20 Nisan 2018 okunma
Şöhret her devirde çok kişi tarafından arzu edilen şey olmuştur. Sadece münevver ve din adamları şöhrete yakın durmamışlar. Büyükler şöhreti iki kısma ayırır. “Birincisi, bir kimse şöhret olmayı arzu eder, o afettir” şeklindedir. Şöhret hangi... Devamını Oku

Ekmek Karnesinden Eee Karneye

13 Nisan 2018 okunma
Yıllar önce dedem ekmek karnesinden bahsederken ben anlamazdım. Yaşımın çok küçük olması yüzünden olduğunu düşündüğüm bu durumu büyüdüğüm zaman da kavrayamayınca; bu karnenin nasıl verildiği, kimlere verildiği, ne kadar sürede verildiği hususunda... Devamını Oku