son haberler

Kitap Okurken Fotoğraf Çektirmek

Yayınlanma Tarihi: 16 Mart 2018 okunma

Zeki ORDU zekiordu.zekiordu@gmail.com

Her sene belli bir zamanda kitap okuma kampanyaları düzenlenir. Gaye okuma alışkanlı kazandırmak, okumaya teşvik etmek ve okumayı sevdirmek.

Buraya kadar iyi.

İyi de nasıl olacak bu iş?

Çok şey gibi okullardan başlanacak. Öğrencilere okumanın faydaları anlatılacak ve onlara okuma becerileri artırılacak.

Mümkün mü?

Değil.

Özellikle liseye hazırlanan öğrenciler kafalarını test kitaplarından kaldırmıyor. Tabii lise son sınıfa gelene kadar ders ve test kitaplarından başka bir şey görmemiş, gösterilmemiş öğrencilere kitap okumayı nasıl sevdirebilirsiniz ki?

Her şeyin bir yaşı ve zamanı var. Tabii okumanın da. Başını test kitaplarından kaldırmayan öğrenci üniversiteye gidince işin rengi değişiyor. Kâh kendince rahatlığa, kâh yine kendince hürriyete kavuşan fert yeni alışkanlıklar ediniyor.

Peki, kitap okuma işi ne oluyor?

Yine başka bahara kalıyor.

Her şey bitti derken bir de bakıyorsunuz ki kitap okuma kampanyaları düzenlenmiş. Ne olacak o zaman? Elbette bir kitap bulunup fotoğraf çekilip sosyal medyada paylaşılacak. İmkanı iyi olanlar kitap fuarlarına katılıp yazarından imzalı kitap alıp yazarı ile fotoğraf karesinde görünecek.

Sen sağ ben selamet.

İşte size bir kitap okuma alışkanlığına(!) başlama serüveni.

Kısaca her şey görüntüden ibaret kalacak.

Elbette kitap okumak erdemli bir iştir. Hem okumak zordur, hem anlamak. Hele hele anladığını uygulamak daha da zor.

Bütün bu zorlukların yanına bir de “zaman” denilen sihirli kavram girince işin rengi değişiyor.

İşin en tuhaf yanı kitap okuma kampanyaları düzenlendiğinde en çok okumayanların sesi çıkıyor. Her yerde elinde bir kitap ile çekilen fotoğraflar sergileniyor. Zaten onların acemi olduğu kitabı tutuşundan belli oluyor.

Yani okumuyoruz ve okuyormuş gibi görünüyoruz.

Çünkü onca kişi okusa niye her yıl yapılan istatistiklerde bir değişme olmuyor? Niye davranışlarımızda bir değişme olmuyor? Niye bilgimizde bir değişme olmuyor? Niye saygı ve sevgide bir adım yol alamıyoruz?

İşte bu “niye”lere cevap bulma ve vermek zor.

Çünkü bir tuluat oyunudur gidiyor.

Sadece okuyanın sesi çıkmıyor. Hatta gerçek okuyucu sosyal medyada fotoğraf paylaşmıyor. Çünkü gerçek okuyucunun vakti kıymetli. Tiyatro oynayacak zamanı yok.

Biz de zaten okuyamıyoruz yazalım bari dedik. Belki o kadar okur arasından bizim de yazımızı okuyan çıkar belki.

 

 

 

 

 

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Mazide Hatıram Yahut Sosyal Geri Dönüşüm

20 Nisan 2018 okunma
Şöhret her devirde çok kişi tarafından arzu edilen şey olmuştur. Sadece münevver ve din adamları şöhrete yakın durmamışlar. Büyükler şöhreti iki kısma ayırır. “Birincisi, bir kimse şöhret olmayı arzu eder, o afettir” şeklindedir. Şöhret hangi... Devamını Oku

Ekmek Karnesinden Eee Karneye

13 Nisan 2018 okunma
Yıllar önce dedem ekmek karnesinden bahsederken ben anlamazdım. Yaşımın çok küçük olması yüzünden olduğunu düşündüğüm bu durumu büyüdüğüm zaman da kavrayamayınca; bu karnenin nasıl verildiği, kimlere verildiği, ne kadar sürede verildiği hususunda... Devamını Oku

Yâr Yarayı Sarar Mı?

6 Nisan 2018 okunma
Çetin bir soru. Çünkü cevabı muhtelif. Kimine göre evet, kimine göre hayır. Yâr… Bazen uzaklarda bir diyar. Bazen uçurum… Bazen “melhem” Neşet Ustanın tabiriyle. Gerçi o “Hiçbir melhem kâr etmez, yâr yarası var bende” diyor. Yine “Dermansız bir... Devamını Oku

İstifalar ve Müstafiler

30 Mart 2018 okunma
Hep düşünmüşümdür, istifalar neden gerekir diye. Daha çocukluğumda ilk defa istifa haberlerini milletvekilleri arasında olduğunu duydum. Zamanın tek kanalı olan TRT bir vekilin partisinden istifa haberini verirken “Lüzumuna binaen” açıklamasını da okurdu.... Devamını Oku

İsmini Ağabeyinle Ablana Uydurduk

23 Mart 2018 okunma
Efendim malum olduğu üzere en müşkül işlerden biri de çocuğa isim vermektir. Özellikle günümüzde bu daha da zor olmaktadır. Hatta bunun için lügatler bile hazırlanmıştır. En yeni çocuk isimleri diye. Özellikle az bulunmasına dikkat ederiz. Bazen meşhur... Devamını Oku

Sen Gideli…

9 Mart 2018 okunma
Sen gideli şu kadar zaman geçti ile gelmeyeli şu kadar oldu aynı şeyi mi ifade ediyor? Günler geçti, aylar geçti, yıllar ve mevsimler geçti sen hala gelmedin…   Sen gideli; günler geçti, aylar geçti, yıllar… Sizce gittiğinden sonra geçen zaman mı daha... Devamını Oku

Benim Oğlum Bina Okur, Döner Döner Bir Daha Okur

2 Mart 2018 okunma
Muhtelif zamanlarda “kitap okuma” kampanyaları düzenlenir. Kitabın ehemmiyetinden bahsedilir. Önümüzü nasıl aydınlattığı, ufkumuzu nasıl açtığı, bize ne gibi bilgiler kazandırdığı vs… Bütün bu kampanyaların sonunda istediğimiz verime ulaşamayız.... Devamını Oku

Gönül Yangının Dumanı Olmaz

23 Şubat 2018 okunma
Sahip olmak ile sahiplenmek… Ne kadar da benzer gibi duruyor değil mi? Her sahip olduğumuzu sahipleniyor muyuz veya sahiplenebiliyor muyuz? Bazen sahip olmak yetmez. Sahiplenmek lazım. Sevdiklerimiz ne kadar bizim? Bize ne kadar yakın? Yârimiz yaramız olmadıkça, nasıl... Devamını Oku

ÖB

16 Şubat 2018 okunma
Bir rivayete göre kâinat adıyla bilinen uçsuz bucaksız boşlukta eskilerin seyyare dedikleri günümüzde gezegen olarak bilinen gök cisimlerinin birinde canlılar yaşarmış. Aslında bu gezegenin varlığını kabul etmeyenlere cahil gözüyle bakarlarmış. Dünya... Devamını Oku

Ekmeğini Simitten Çıkaran Adam

9 Şubat 2018 okunma
Ekmeğini taştan çıkarmak diye bir tabir vardır. Genellikle işi zor olan, geçinmek için fazla zahmete katlanan, nafakasını temin etmek için yılmadan usanmadan çalışanlar için kullanılır. Bu tür insanlar çok çalışıp az kazanırlar. Takdir edilen tarafı... Devamını Oku