son haberler

Sen Yazma Önce Bana Söyle

Yayınlanma Tarihi: 10 Kasım 2017 okunma

Zeki ORDU zekiordu@hotmail.com

Günlerden bir gün bir ilçede ilçe ile ilgili bir yazı yazmıştım.  Yazının konusu ilçenin belediye başkanından bir istekti. Üstelik maddi hiçbir külfeti yoktu. Bir yere  isim verilmesini istemiştim.

Bu işin yapılması için kanuni işlemler nasıl olacağını bilmediğimden  o ilçenin yerel yönetimine bir hatırlatma yapayım istedim.

Gerçekten maddi bir külfeti yoktu. Yapılacak iş bir yere verilecek isimdi.

Yazı gazetece neşredilince yazıyı okuyan bir vatandaş bana “Hoca hiç iyi bir iş yapmadın” dedi.  Çok şaşırdım. Bana bunu diyen kişiye “neden” diye sorduğumda bana “Teklifin güzel ama şimdi o işi hiç yapmazlar” dedi.

Bu sefer daha çok şaşırdım. Hem teklifin güzel diyor hem de yapmazlar diyordu. Üstelik maddi olarak bir külfeti yoktu ve şahsen böyle bir ismin yapılacağı tabelayı ben de karşılayabilirdim. Yine de bu işin bir açıklaması olmalıydı.

Meselenin aslını veya kişinin fikirlerini öğrenmek için sebebini sordum. Bana “Bak hoca sen bazı şeyleri bilmiyorsun galiba. Memleket için iyi bir fikrin varsa onu hemen yazma. Yetkililerin kulağına söyle. Onlar  o zaman yaparla ve ‘biz yaptık’ derler. Şimdi sen bunu yazınca millet bak falancı yazdı akıllarına geldi der diye bu teklifini görmezden gelecekler” dedi.

Meğer bazı şeylerde işler farklı yürüyormuş.

Hatta bana açıklama yapan kişi “Varsa önemli bir fikrin başkasının yanında da söyleme direk yetkili ve etkili kişilere söyle” diye de tembih etti.

Her ne kadar şaşkınlığım biraz devam etmiş olsa da zaman içinde vatandaşa hak verdim.

Yine günlerden bir gün basın mensuplarına verilen bir yemekte benim ismim yoktu. Haliyle ismim yok olduğundan cismim de orada olmadı. Her halde unuttular demiştim. Biri açıklamayı yaptı. “Sen çiçek böcek konularında yazdığın için etkisiz birisin” dedi.

Bu iki örnekten sonra ne mi yaptım?

Aklıma vatandaş için uygun olduğunu düşündüğüm bir şey gelirse hiç bekletmeden yazdım.

Yapılır veya yapılmaz ben mesul değilim.

Yani başkasından önce bir şey düşünmenin suç olduğu bir kanun maddesi yok. En azından şimdilik yok. Eğer o da olursa kanunun yürürlüğe girdikten sonra ona da uyarız.

Ben etkili veya yetkili biri değilim ama her fikre açığım. Olur ya hayatımı kolaylaştıracak bir cümle söyler birisi de ben de rahat erim. Başkası söyledi diye duymazlıktan gelmem.

Eskilerin “Akıl istemem para ver” dedikleri böyle bir şey olmalı.

“Akıl akıldan üstün”müş!

Peh!

Kim demişse bir gözden geçirsin.

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Zahide

24 Kasım 2017 okunma
Bazı isimler tarihe mâl olmuştur. Leyla, Şirin, Züleyha ve Aslı bunlardan ilk akla gelenler. Hepsinin de bir kıssası var. Öteden beri söylene gelen bir kıssa. Bu isimler belki gerçekte yoktu. Ancak “Gönül tarihimizde” önemli bir yere sahiptir. Kulaktan duyma... Devamını Oku

Çiçekleri Soldurmayın

17 Kasım 2017 okunma
Bir taş olarak yaratılmış olmak neyi ifade eder? Bir çiçek, bir kuş olarak dünyaya gelmek mesela… Üzülüp sevinemeyen, kendi hâllerinde… Çok zaman varlıklarından bile haberdar olmadığımız… Ne hesapları var, ne umutları. Ne de hayattan bekledikleri…... Devamını Oku

Mazide Kalmış İki Hatıra

3 Kasım 2017 okunma
Kimseler Görmesin Çevre dostu. Ham maddesi ağaç olan kâğıttan yapılan ve bugünkü “poşet” denilen petrol artığı çevre tahribatçısına yerini bırakana kadar insanlık tarihine hizmeti oldu. İçerisine bir şeyler konulduğunda silindirik bir hal alan ve... Devamını Oku

AYNUR’CA

27 Ekim 2017 okunma
Ne kadar ararsanız arayın evde hazırlanmış yemeğin tadını başka yerde alalamazsınız. Çünkü annelerimiz yaptığı bütün yiyecekleri bildiğimiz yemek tariflerine göre yapmaz. Şayet öyle olmuş olsaydı aynı malzemelerle yemek yapan herkes aynı lezzeti... Devamını Oku

Hatırası Yeter

20 Ekim 2017 okunma
Tavan Arası Bir evin tarihi… Geçmişin hatırası… Mazide saklanan eşya… Yazılı olmayan tarih… Tavan arası. Nasıl izah edilebilir başka. Sonra lazım olabilir zannıyla imha edilmeye kıyılamayan ama belki de hiç kullanılmayan eşyaların bulunduğu yer.... Devamını Oku

Yüzünde Göz İzi Var

13 Ekim 2017 okunma
Biz sormadan da anlarız. Biz ne izahat isteriz ne bir delil. Mademki seviyoruz, tanırız onu… En az kendimiz kadar. Biz ne kadar bizsek, sevdiklerimizde en az o kadar bizdir. Biz yâri de, ağyarı da biliriz. Tanırız… … Bir bakışı, bir nefesi çok şey söyler... Devamını Oku

Kendinden Kaçmak

6 Ekim 2017 okunma
Hasret… Kaybettiklerimiz mi bulamadıklarımız mı? Her ne kadar ‘gün bu gündür, dem bu dem’ deyip başka şey düşünme diyenler de az değil. Peki, başka şey düşünmüyorlar mı hakikaten? Düşünemiyorlar mı yoksa? Kendi kendilerine kaldıklarında zihninden... Devamını Oku

Sonbahar Esitileri

30 Eylül 2017 okunma
Sonbahar yani halk deyimiyle güz.  Kadim edebiyatımızda hazan diye geçen mevsim. Hakkında önemli yazılar yazılan iki “bahar”dan biri. Edebiyatımızda yaz ve kış mevsimleri  ilkbahar ve sonbahar kadar sık işlenmemiştir. Biz baharı sürur /neşe olarak... Devamını Oku

Küstürdüm Gônüli Güldüremedim

22 Eylül 2017 okunma
Neşet Ertaş’ın hatırasına Gönül kelimesini en güzel telaffuz eden usta… Gönül adamı… Bazı şeyler vardır ki kelimeler izah edemez. Ne kadar söylersen söyle, ne kadar yazarsan yaz bir yanı eksik bırakılır. İşte “gönül” de böyle bir kelime.... Devamını Oku

Sala

15 Eylül 2017 okunma
Şimdi “selâ” olarak bilinen cenaze ilanının; eskiden halk aksanına göre söylenişiydi. Teknolojinin tam olarak hayatımıza girmediği zamanlardı. Radyonun dışında haberleşme aracı yoktu. 1970’li yıllarda telefon sayılı hanede vardı.  Gazete bayii olan... Devamını Oku