son haberler

Eski İskele

Yayınlanma Tarihi: 15 Nisan 2013 okunma

Zeki ORDU zekiordu.zekiordu@gmail.com

İnsanların kadir kıymet bilmememsine mi, nadanlığına mı, yoksa beyinlerinin istilâ edilmesine mi yanmalı? Kimine göre eski bir eşyanın hatırası varken, kimisi de bir miktar kullandıktan sonra bıkıp değiştirmek istemesi hatıralara kıymet vermemesinden kaynaklanmaktadır. Bize ait değerler bir bir yok olurken çok az kişinin bunu seslendirmesi çok acı bir şey. Halâ tarihinin ihtişam ve estetiğini gözler önüne seren eski evlerimiz beton yığınları arasında sükûta bürünmüş vaziyette için için ağlamaktadır. Bizle maalesef o binaları lüzûmsuz olarak görüyoruz.

u gün martılarla yarenlik eden ve çok az kişinin varlığından bile bihaber olduğu eski iskele bütün zarafeti ile duruyor. Siz onun metruk haline bakıp da bir işe yaramadığını sanmayınız. O bir tarih, bir kültür ve bir hafızadır. Bu gün yenisi ne işe yarıyor bilmiyorum ama yıllar önce bu günkü yenisinin yaptığı işten daha fazlasını yaptığı muhakkak. Ulaşımın günümüzdeki kadar gelişmemiş olduğu zamanlarlarda deniz yoluyla kaç kişi sefer yaptı başka diyarlara oradan kim bilir.

Şu haliyle insanlardan şikâyetçi olması lazımsa eski iskele şikâyet etmeli. Vefasızlığımızı, duyarsızlığımızı, cahilliğimizi ve kadr ü kıymet bilmeyişimizi yüzümüze vurmuyor. Bize olan küskünlüğünü bize yakın olan kısmının sahilden ayrılmasıyla göstermiş. Kendisi denizin içinde kendisini anlayacak birilerini bekliyor.

Kim bilir kaç nişanlı kızımız veya ablalarımız askere yol etti nişanlısını. Kaç taze gelin el salladı gemilerin ardından kavuşmak için askere giden kocasına, kaç sevdalı sadece hüzünlü ve mahzun bakıp durdu ardından kalkan vapurun iki damla yaşı denize akıtarak. Kaç insan yeni umutlar, yeni ufuklar için ayrıldı o iskeleden. Kaç çocuğun minicik kalbi cızz etti babası kendisini terk ederken. Kaç hasta şifa bulmak için ayrıldı oradan ve kaç insan anlıyor bu satırların manasını şimdi…

Belki onu orada fazlalık gibi görenler bile vardır. Belki de yıkılmasını isteyenler bile… Göz zevkine uygun olmadığını düşünenler de bulunabilir. Ama bir hafızanın, bir tarihin yok edilmesi demek bir yerin yok edilmesi demektir. Bize ne oluyor? Bize neler oluyor? Bu gün bir başka ülkede böyle bir şey olsa seyahat acenteleri turlar düzenler. Yıllarca sahte Truva atını görmeye gidenlerin sayısı hiç de az değildir.

Şayet bu günün neslinden o köprünün bu haliyle fazlalık olduğunu düşünen varsa – ki sanmıyorum- ona zihnin işgal altında olduğunu rahatça söyleyebilirim. En kısa zamanda bu iskelenin tarihçesi yazılıp yaptığı hizmetler duyurulmalı, yeni nesli dedeleriyle “köprü” kurması sağlanmalıdır. Yoksa yazık olur onca emeğe, onca gözyaşına, onca yürek yangına…

Sadece martılar dost onlarla şimdi. Yeni iskelenin yanında yıllara meydan okuyan edasıyla duruyor. Onun üzerinde bu günkü gibi âşıklar el ele, kol kola gezemediler belki. Ama gönül gönüle gezdiler. Göz göze gelemediler ama aralarında mesafe tanımaz bir sevgi “köprüsü” kuruldu hem de en edeplisinden. Balıkçıların uğrak yeri, gurbettekilerin vuslat yeri ve daha nice insana dair hasletlerin şahidi oldu. Şimdi ise vakûr ve vazifesini yapmanın haklı gururunu taşıyor üzerinde.

Peki, siz onun için ne düşünüyor, ne yapıyorsunuz?

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Yunus Emre Ünye’de Mi?

13 Nisan 2022 okunma
Herhangi bir Ünyeliye “Yunus Emre Ünye’de mi” diye soracak olsak alacağınız cevap “evet” olacaktır. Yunus Emre bu milletin ruh hamurunu yoğuran mümtaz şahsiyetlerden biridir ve manevi alanda herkesindir. Ülkenin muhtelif yerlerinde “makamı” olduğu gibi... Devamını Oku

Ali Dayı

31 Mart 2022 okunma
Atalarımız “Yiğit namıyla anılır” dememiş boşuna. Bazı isimler vardır ki kimlikte yazanın önündedir. Ali Dayı’da öyle. Kendisini şahsen epey geç tanıdım. Bugünkü Sağlık Ocağı karşısında mütevazı bir dükkânı vardı. Her kahvaltıda namını... Devamını Oku

Meydan Simitçisi

28 Şubat 2022 okunma
Siz karanlığı bilir misiniz? Sokak lambaları hayatımıza girdiği günden beri “zifiri karanlık” hayatımızdan çıktı. Bütün lambaları kapatsak bile hareketli olan her şeyi siluet halinde görebiliyoruz. Zifiri karanlık hayatımızdan çıktığı günden beri,... Devamını Oku

Bir Şehir Nasıl Bozulur?

15 Şubat 2022 okunma
Meşhurdur, “Bülbülü altın kafese koymuşlar, ah vatanım” demiş. Bundan dolayı her köy, ilçe, il diğerlerinden hep güzeldir. Kime göre? Orada yaşayanlar veya oralı olanlara göre. Her yerin güzelliği kendine göredir. Yeryüzü yaratıldığından beri... Devamını Oku

Şiir; Karakoç’un Mu, Mahsuni’nin Mi?

9 Şubat 2022 okunma
  Yetmişli yıllardı. Üniversitelilerin ön ayak olduğu ideolojik hareketler yavaş yavaş liselilere kadar inmişti. Herkesin herkesten şüphelendiği yıllardı. Dava önemliydi… Çok kişi kardeşini, babasını, oğlunu kendi davası için ispiyonladığı... Devamını Oku

ÜNYE VE AİDİYET

31 Ocak 2022 okunma
  Ülkemizde nereli olunursa olunsun herkes bulunduğu yeri sever ve över. Bu insanın tabiatında var olan bir şeydir. Gayet normal bir haldir. Hatta güzel bir haslettir. Peki insan bir yerli nasıl olur? Genelde gurbette yaşayanlar kendi köyünü, ilçesini, ilini ve... Devamını Oku

İçi Temiz İşçi

26 Ocak 2022 okunma
Nedense okuduğumuz ve duyduğumuz haberlerden güzel olanı fazla konuşulmuyor. Belki olması gerekiyordu diye düşündüğümüz içindir. Ünye’de haber değeri kazanmış ve vatandaşların bilgisine sunulmuş o kadar güzel şeyler oldu ki, bence bunların ülke... Devamını Oku

“Z”  KUŞAĞI MI “Y”  KUŞAĞI MI?

20 Ocak 2022 okunma
Artık son “kuşağın” da bir ismi oldu. Eskiden “nesil” denilen ve günümüzde “kuşak” olarak adlandırılan insan topluluğu. Adına da (Z) kuşağı denilmiş. Dünya var olduğu günden beri “kuşaklar arası” anlaşmazlık hep olmuştur. Kısaca; dede,... Devamını Oku

TURGUT DAĞDEVİREN

18 Aralık 2021 okunma
Onunla ilk defa Hizmet Televizyonu muhabiriyken tanıştım. Takvimler 2004 yılını gösteriyordu yani. Yaklaşık olarak çeyrek asra yakın bir tanışıklığımız var. Ben Hizmet Gazetesinde yazmaya başlamıştım. Radyo, televizyon, gazete aynı çatı altındaydı.... Devamını Oku

Makamın Soğuk Yüzü

15 Aralık 2021 okunma
Kır yıla yakın çalıştım devlet dairesinde. Okuduğum yıllar hariç… Daha öğrenci iken tanıştım resmiyetin ve makamın soğuk yüzüyle. Arkadaşlarım, ne zaman “Seni idareden çağırıyorlar” diye haber verdiğinde içimde bir fırtına ile çalardım okul... Devamını Oku