son haberler

Ünye’de İz Bırakan Eşkıya ve Kabadayılar – I

Yayınlanma Tarihi: 13 Nisan 2018 okunma

M. Ufuk MİSTEPE mistepe@gmail.com

Ünye yakın tarihinde yaşanmış çete, eşkıya ve kabadayılık olaylarına ilişkin sözlü aktarımlar ve belge niteliğinde yazılı dokümanlardan istifade suretiyle Ünye’de bir şekilde bulunmuş ve iz bırakmış çete reis ve elemanları ile eşkıyalar ve kabadayılara ait araştırdığımız bulguları ve derlediğimiz birikimleri bu makale serisinde sizlerle paylaşacağız.

Doğu Karadeniz’de gerek Osmanlı döneminde gerek Millî Mücadele yıllarında gerekse Cumhuriyet döneminde halk ve hükûmet tarafından eşkıya olarak nitelendirilenler arasında Tirebolulu Hoçuroğlu Hüseyin; Fatsalı Hekimoğlu İbrahim, Lâz Mehmed; Ünyeli Gürcü Deli Reşid; Giresunlu Fahir, Kara Mahmud, GoloğluAnzırlıMehmed, Bulancaklı Hacı Velioğlu Nuri Efendi; Rizeli Sandıkçı Şükrü; Tonyalı Şişmanoğlu Ahmed, Reşadiyeli GüpürMehmed; Şalpazarlı Kadiroğlu Ali Osman; KeşablıTomoğlu İsmail, Soytarıoğlu, Bostanoğlu ve Micanoğlu Hüseyin sayılabilir. Bu dönemlerde gayrimüslim Rum ve Ermeni eşkıyalara da rastlanır. Bunlar arasında ErsandıklıPiç İlya, Taşoğlu Mihail, Deli Paşo, Peço, Aliko, Eleni Çavuş, Kel Sava, Deli Yanı, Eleni Çavuş, YordanoğluPiç Vasil, Lefter, Sarı İstil, İstavri, Kürdün oğlu ve GürdekoğluSimyon, TodoroğluAgabiyos, Endik, Andon, Yanidis, PançoYanidis’i, YanidisoğluHaçika’yı, Sarı Yani’yi, Haçik gibilerini saymak mümkündür.1

Hekimoğlu İbrahim ile ilgili makalemizi Ünye Vizyon Gazetesi’nin 02 Kasım 2009 tarihli ilk sayısında2 yayımlamıştık; aynı bilgileri mükerreren aktarmayacağım. 1946, ÜnyeVelibayraktar (Genehor) köyü doğumluOzan Hamdi TANSES, Eylül 2010’da yayımlanan “Ünye Şarkı ve Türküleri3 adlı kitabın 63. sayfasının dipnotunda bana da şifahen aktardığı şu bilgilere yer verir: “Hekimoğlu ağıtı 1917 yılında Erzurum’da şehit düşen Hamdi TANSES’in dedesi Kalyoncuoğlu Recep (Töreli Hafız) tarafından yakılmıştır. Hekimoğlu ağıtının sözlerinin halk dilinde yaygın olanlarını Hamdi TANSES Korgan / Çitlice köyünden derlemiştir.4

1955, Ünye Eskikızılcakese köyü doğumlu Hâtırat Yazarı Halil ERHAN ise 2015’te yayımlanan “1915’ten 1980’e Karadeniz Ermeniler, Eşkıyalar, İnsanlar, Yaşamlar5 adlı eserinde farklı bir sav ortaya koyar.HEKİMOĞLU DEĞİL “DAVUTOĞLU” başlıklı makalesinde özetle şu bilgilere yer verir:

Kurtuluş Savaşı’nın son yıllarında, Karadeniz Bölgesi’ndeki tüm eşkıyalar, kuvvetleriyle beraber Ankara’ya çağrılmışlar. Benim yaşadığım bölgedeki “Topal Osman grubu” emre icabet etmiş, kelimenin tam anlamıyla acımasız bir eşkıya karakteri taşıyan ‘Davutoğlu’ysa emre uymamış (Genç Ağa dedem, “Atatürk bizi Ankara’ya çağırdı” diye anlatırdı).(sh. 62)

Davutoğlu, o günlerde “belde” yapılmış olan Fatsa’nın Kösebucağı köyünde doğup büyümüş, Alevî kökenli bir aileye mensup birisi. 1930’lardan 1950’li yıllara kadar tamamı Alevî olan köy nüfusu bu tarihten sonra hükûmetlerin “dönüştürme” politikalarının sonucu olarak “Sünnî” inancını benimsemiş durumda. Bunu nereden çıkarıyorum? Bizim köye yani, Ünye’nin Eskikızılcakese köyüne yerleşmiş olan Davutoğlu’nun torunlarının ifadelerinden: “Bizim dedelerimiz, sülâlemiz aslında Alevîymiş. Sonradan Sünnî olmuşuz…”

Davutoğlu, askerlik çağı geldiğinde askere gitmeyi kabul etmeyerek, etrafına topladığı bölgenin asker kaçaklarıyla, hırsızlarıyla, katilleriyle, Batum’dan, Trabzon’dan kaçan Gürcü ve Lâz tetikçilerle bir olarak kendi “eşkıya grubu”nu oluşturmuş. Ünye – Fatsa, Terme – Çarşamba, Tokat – Niksar – Akkuş bölgelerini kapsayan bir alan içinde hâkimiyet kurmuş. (sh. 62) Nitekim bu bölge içerisinde başka da bir çete oluşumundan asla ve asla bahsedilmemektedir. Bazı Ermeni aileleri, daha önce de bahsettiğim gibi Müslüman olmayı kabul etmeleri sonucu Ahmet, Mehmet, Ayşe, Fatma adlarını alarak resmî kayıtlara geçerek günümüzde de yaşamlarını sürdürmektedirler. Ünye’nin köylerinde benim bildiğim buna örnek birkaç aile mevcuttur. (sh. 63)

Davutoğlu ve çetesinin oturdukları, ekip biçtikleri, fındık topladıkları bazı yerlerin adı “kilise düzü, kilise yanı” diye ifade edilir günümüzde. Davutoğlu’nun kasasıysa bizim köydeki bir zamanların Teşkilât-ı Mahsusa üyesi hatipmiş.(sh. 64)

Davutoğlu’nun, Alevîlerin oturduğu Göbü köyünde, akrabasının evinde saklandığı haberini hatipten alan Ünye’nin bütün jandarma kuvvetleri Davutoğlu’nun saklandığı evin etrafını sarmış. Yanında bulunan çete mensupları öldürülmüş. Davutoğlu ise yaralı ele geçirilerek Ünye Devlet Hastanesi’ne getirilmiş. Davutoğlu bir süre sonra vefat etmiş. Cesedi de Ünye’de Çakırtepe Mezarlığı’nda, yeri belli olmayacak şekilde bir çukura gömülmüş. Hatip, daha sonraları Davutoğlu’nun hanımını kendi nikâhına da almış, tabi paralar ve tapularla beraber. (sh. 65)

Eşkıyalıktan başka hiçbir vasfı olmamasına rağmen, ölümünden sonra Davutoğlu bölgede destanımsı bir kişilik haline dönüşür. Sonraları da adına, Yusuf Dayı’nın söylediği işte o meşhur türkü yakılır: Davutoğlu derler benim aslıma, / Aynalı martin yaptırdım da narinim, / Kendi neslime…(sh. 66)

TRT repertuvarında yer alan ve herkesin “Hekimoğlu” olarak bildiği türkünün doğuş hikâyesi işte böyle. Ortada bir uydurma, kurgu var yani. Yusuf Dayı ölmüş olsa dahi, ondan bu türküyü dinleyen komşularımın bazıları yaşıyor. Annem yaşıyor. Ben yaşıyorum. Davutoğlu Dursun’un torunları yaşıyor. Halk müziği otoriteleri de böylesi kurguları yapagelmiş olmalılar ki notaya aldıklarında, hikâyesini de yazıvermişler. “Nasıl olsa bu memlekette itiraz edecek, ‘Doğru değil’ diyecek vatandaşlar bulunmaz, yaşamaz” hükmünün rahatlığı içinde eklemişler hikâyeyi de. (sh. 67)

Makalemizin konu başlığı eşkıyalar, çete reisleri, çeteciler ve kabadayılardı. Hâtırat Yazarı Ünyeli Halil ERHAN’ın dedesi, babaannesinin büyük erkek kardeşi GENÇ AĞA’dır. Dedesi, Mustafa Kemal Paşa’nın Koruma Birliği Komutanı, Giresunlu, “Öncü Kuvvacı” Gazi Milis Yarbay Topal Osman’ın muhafızıdır.

Yazar, kitabının 111 – 120. sayfalarında “Topal Osman ve Muhafızı Genç Ağa Dedem” bahsini anlatır: “Genç Ağa dedem 1985 yılında 90 yaşındayken vefat etti. Oğulları, kızları, torunları Giresun’un merkezinde, Dereli’nin Yuva köyünde yaşamlarını sürdürmektedirler. Sorulduğunda, ‘Babamız asla eşkıya olmadı, eşkıyalık yapmadı, Topal Osman’ın emrinde sekiz sene askerlik yaptı. Aynı zamanda Atatürk’ün de askeriydi’ demektedirler. (sh. 119 – 120)5

Bir gün evimizin önündeki fındık harmanının üstüne serdiğimiz kilime oturup Eskikızılcakese sahilinden denize bakarak konuşurken dedeme sordum; “Dede, sende hiç eşkıya acımasızlığı, gaddarlığı yok. Nasıl oldu da Topal Osman’ın çetesine katıldın?

Genç Ağa dedem başladı anlatmaya: – Çevremde göze batan, boylu poslu, cesur bir gençtim. Bir akşam üstü Topal Osman Ağa, yanındakilerle beraber kapımıza geldi. Beni ve babamı dışarıya çağırdı. Babama dedi ki “Oğlun benimle gelecek, bundan sonra benim adamım, benim askerim olacak.” Mecbur onlara katıldım. İtiraz etme şansımız yoktu, karşı gelirsek sonumuz kötü olurdu.(sh. 112) – Osman Ağa’nın muhafızıydım. Hiç yanından ayrılmazdım. Gece gündüz onunla beraberdim. (sh. 113)– Senin veya sülâlenizin malı mülkü niye olmadı peki? – Bize de savaştan sonra verecekti bir yerler ama olmadı. Yunanlarla savaştıktan sonra Atatürk tarafından Ankara’da öldürüldü. Osman Ağa ölünce biz de kendi halimize kaldık. Hepimizi köylerimize gönderdiler cascavlak!(sh. 116)5

Ünyeli Ozanımız Hamdi TANSES isetürkü yakma konusunda bana yazılı olarak ilettiği mesajında şu kanı ve aktarımlara sahip: “Halkın malına, canına kasteden ve ırzına geçenlere halk türkü yakmaz! Böylesi tiplerin adını bile anmaz.Hekimoğlu ağıdı Osmanlı arşiv belgelerinde geniş bir biçimde yer alıyor. Ağıt, dört sayfadan daha fazla yer almakta. 1933 yıllarında Muzaffer SARISÖZEN bu türküyü Ünye’den derlemiş. TRT arşivinde sansür edilmiş. Daha sonraları sözleri düzenlenerek Ümit TOKCAN tarafından plâk’a okunmuş ve TRT arşivine alınmış. Bu ağıtın tamamı Ünye Ağzı’yla benim Dedem Töreli Hafız(Kalyoncuoğlu Recep) tarafından yakılmıştır. Merhum Sarıkamış’ta donarak şehit düşmüştür.

Devam edecek

 

KAYNAKÇA :

1RaNDoM21 – Eşkıya Belgelerindeki Araştırmalarımhttp://www.defineburada.com/forum/showthread.php?t=2399

2MİSTEPE, M. Ufuk – Hekimoğlu İbrahim, Ünye Vizyon Gazetesi, 02 Kasım 2009, Sayı: 1.

3MİSTEPE, M. Ufuk – Ünye Şarkı ve Türküleri, Ünye Belediyesi Kültür Yayınları, No. 12, Eylül 2010, 255 sh.

4TANSES, Hamdi –Halk Türküleri / Güfte ve Besteleriyle, 1. Kitap, SAY Yay., Müzik Dizisi, 4. Baskı, 2004, İst., 303 sh.

5ERHAN, Halil -1915’ten 1980’e Karadeniz Ermeniler, Eşkıyalar, İnsanlar, Yaşamlar, I. Baskı, İstanbul, 2015, 245 sh.

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Muhaceret Anlatımlarında Ünye Kazası

20 Nisan 2018 okunma
Şubat 1916 ve sonrasında, önce Erzurum’un düşüşü ve sonra Karadeniz sahili boyunca Fındıklı’dan itibaren Rize’ye doğru Rus kuvvetlerinin ilerlemeye başlaması1 bölge insanını göçe zorlamıştır. Trabzon vilâyet merkezinde ve çevresinde Şubat 1916 ve... Devamını Oku

Osmanlı Ağacı Gövdesindeki Kurt – II

6 Nisan 2018 okunma
1870’te Selanik’in nüfusu 90 000 idi. Bunların 50 000’i Yahudi, 22 000’i Müslüman ve Sabetayist, 18 000’i Rum’du. Selanik aynı zamanda Sabetayistlerin(Yahudi dönmelerin) en kalabalık olduğu şehir idi. Sayıları hiç de küçümsenecek bir nüfus... Devamını Oku

Ünye’nin Demografik Yapısı – IV

30 Mart 2018 okunma
Ahmet Hamdi Efendi’nin ‘Nüzhetü’l Bünyân’ adlı coğrafya kitabı 08 Şubat 1895’te basılmış olup, kitapta Canik Sancağı’na bağlı Ünye Kasabası nüfusunun 2.000 civarında olduğu belirtilmektedir.12 Temmuz 1902 tarihli Servet-i Fünûn Dergisi’nde... Devamını Oku

Sarı Yazma’da Terme Ve Ünye – III

23 Mart 2018 okunma
İlk sandal yanaştı, yolcularını boşaltıp gitti. İkinci sandal da yanaştı, yoktu. Eee artık ne yapar yapar üçüncü sandaldan mutlaka çıkardı ağabeyim. Ne kadar olsa kıyı çocuğuydu. Sadece cezaevinde geçen şu son bir yıl içinde uzak kalmıştı denizden.... Devamını Oku

Canik Sancağı ve İdarecileri – III

16 Mart 2018 okunma
1350 yılı ilkbaharında kaleme alınmış olduğu kabul edilen ve İlhanlı Devleti’nin bütçesi olarak bilinen Risâle-i Felekiyye’ye göre, Hoca Necmeddin el-Hoyî uhdesindeki Memleket-i Rum’un orta memleketler olarak addedilen kısmında Etrak-ı Vilayet-i Canid yer... Devamını Oku

Tarihî Değerlerimiz – III

9 Mart 2018 okunma
Değerler, üzerinde çok durulan bir konu olmasına rağmen henüz kavramsal olarak yeterince açıklığa kavuşturulmuş değildir (Anar, 1983:8; Dilmaç, 2002). Değerlerle ilgili tartışmalar; değerlerin tanımı, kaynağı, relativ mi yoksa mutlak mı oldukları, önem... Devamını Oku

Tarihî Değerlerimiz – III

2 Mart 2018 okunma
Değerler, üzerinde çok durulan bir konu olmasına rağmen henüz kavramsal olarak yeterince açıklığa kavuşturulmuş değildir (Anar, 1983:8; Dilmaç, 2002). Değerlerle ilgili tartışmalar; değerlerin tanımı, kaynağı, relativ mi yoksa mutlak mı oldukları, önem... Devamını Oku

Osmanlı Ağacı Gövdesindeki Kurt – I

23 Şubat 2018 okunma
Ünye’de Feyziye Mektebi adıyla eğitim ve öğretime başlayan okulun Anafarta İlkokulu olarak günümüze ulaşan tedrisat dönemine dair daha önce yayımladığımız dört bölümlük tarihçe çalışmamız1 bizi Osmanlı Dönemi’nin bazı olaylarını aydınlığa... Devamını Oku

Ünye’nin Demografik Yapısı – III

16 Şubat 2018 okunma
1657 yılında vefat ettiği muhtemel olan Kâtip Çelebi Cihannüma adlı eserinde Ünye’yi, Canik Sancağı sınırları içerisinde göstermekte, ancak Ünye sınırları dâhilinde olan ve merkez şehre 5 km uzaklıkta bulunan Cevizderesi ve Çöreği’yi ayrı kazâ... Devamını Oku

Sarı Yazma’da Terme Ve Ünye – II

9 Şubat 2018 okunma
Şâir ve romancımız Mehmet Rıfat ILGAZ’ın babası Hüseyin Vehbi Bey medrese eğitimi görmüştür. 35 yıl Düyûn-ı UmûmiyeMemuru olarak çalışmıştır (1865 Bartın-1928 Terme); anası Fatma Hanım (1870 Bartın-1952 Tosya)’dır.ILGAZ, babasının nüfuzunu... Devamını Oku