son haberler

Milet Kolonileri Safsatası ve Fenikeliler – II

Yayınlanma Tarihi: 24 Kasım 2017 okunma

M. Ufuk MİSTEPE mistepe@gmail.com

Sahte Tarih Modeli’nin savunucuları, Asya’dan Avrupa’ya kuzey’den yapılan Âri Fethi modeli hurafesini Yunanistan’a uyguluyor vekuzey’den gelen sahte istilâcıların Yunanistan’a girerek buradaki kültüre baskın geldiği ileri sürülüyor. Böyle bir istilâ hiçbir zaman söz konusu olmamıştı fakat, uygarlığın; Ortadoğu medeniyetleri olan Mısır, Mezopotamya, Fenike’den beslenmemesi, söz konusu bu medeniyetlerin kaynaklığına ihtiyacı olmayacak köken Eski Yunan miti için bu “Sahte / kuzey’den gelen fetih!!” icadı gerekli (!) oluyordu!1

Sahte mitin / Eski Yunan’ın savunulurluğu için Sahte istilâcıların Kıbrıs, Suriye – Lübnan ve özellikle de Karadeniz sahillerinde koloniler kurmaları da gerekiyordu! Ünlü aktör BradPITT’in başrol oynadığı TROYA filminin hemen ilk sahnesinde de görülebildiği gibi kuzeyden Yunanistan’a girdikleri iddia edilen istilâcıların, Yunan anakarasından Anadolu’ya geçerek Batı Anadolu kıyılarında Troya / Truva’yı ya da koloniler kurdukları ileri sürülüyordu. Bu da yetmiyor; Mısır’da, Fenike kıyılarında, daha genel ifadesiyle Ortadoğu’da yeşermiş bulunan uygarlıklara ait gelişmeler ile alfabe’nin Fenike icadı olduğu gerçeği kabul edilmiyordu.Çünkü, bilimsel gelişmeleri Mısır ve Batı Anadolu’dan, ilk alfabe’yi Fenike’den çalacaklardı, çaldılar; alfabe’nin de Yunanistan’da doğduğu ileri sürülüyordu.1

Bu kasıtlı gayretler ister istemez Türk araştırmacı ve yazarlarını da etkiliyor ve yazılan eserler, ister istemez bu tür Sahte İddiaları belge olarak geleceğe taşıyordu. Örneğin; 1930 baskılı “Resimli Ünye Rehberi” adlı kitabın 12. sayfasında kaynağı belirtilmeksizin şu ifadelere yer verilmektedir: “Ünye Milâttan 1270 sene evvel vuku bulan Turuvamuharebeimeşhuresinden sonra, Karadeniz sahilinde tesis edilmiş müstemlekelerden birisi olup ismi kadimi (One) veyahut (Oney)’dir.8

Sahte Tarih Modeli tarihte o kadar egemenlik kurmuştu ki herhangi bir kişinin Yunanistan’da Fenike etkisi bulunduğunu ileri sürmesi bile, bilimsel statüsünü derhal kaybetmesi anlamına geliyordu.3

“Toponomi ve onomastik çalışmalarından öğrendiğimize göre (de) Avrupa ve Asya adlarını, üzerinde yaşadığımız toprakların eski sakinlerinden Fenikelilere borçluyuz. Ege kıyılarında yerleşmiş bulunan bu topluluk, bulundukları yerin doğusundaki yerlere Asya (Asu), batıda kalan yerlere ise Avrupa (Ereb) dermiş. Zaten, Grek mitolojisinde de Avrupa (Europa) Fenike Kralı Agenor’un kızının adı olarak geçer. Fenikeliler Semitik(Musevî) bir kavim.” oluyor.9 Dolayısıyla söz edilen hep Fenike oluyor ama “Fenikeli olmayan Minoslularicad edilmiş” bulunuyor. Giritli / Minoslu Fenikeli (Phonike) oluyor; ‘Phonike’ adı Fenikeliler için olduğu kadar Mineoalılar için de kullanılıyordu.1

İşte, Ege’de ve Yunanistan anakarasındaki Fenike – Ortadoğu’nun kültürel köken etkisi, bu şekildeki bir tarih hırsızlığıyla; Uygarlığın Beşiği Yunanistan ve Batı Medeniyetidir iddialarının yanlışlanmaması için tarihten kovuluyordu! Bunun sonucu olarak da Fenikelilere ait olan Alfabe bile dahil her iyi şey, Yunanlı oldukları ileri sürülen ve Eski Yunan olarak adlandırılan uydurulmuş sözde / sahte ulusa mal ediliyordu.1

Eski Yunan miti’nin başlangıcı olarak M.Ö. 700’ler kabul edilip, bu tarihin öncesi dönem için Tarih Öncesi ya da Karanlık Çağ tanımı yapılıyor; Eski Yunan iddiasının sahteliği ortaya çıkınca da medeniyetlerin ilk kaynağı olarak bu defa, Sümerler ulusu icadı yapılıp; bu defa da bu sözde ulus öncesi için Tarih Öncesi; sonrası için de Tarih Sonrası tanımı yapılıp, insanlığın medeniyetinin kökeni Sümerlerdir iddiasıyla “Yeni Sahte Tarih Model” piyasaya sürülüyordu.1Sümer, bir kavmin veya bir ulusun değil, bir coğrafyanın adı oluyor.10Tufan sonrası Mezopotamya tarihinin; M.Ö. 3000 gibi Sümerler denilen insanlarla değil, M.Ö. 4000’e tarihlenen Ubeyd Dönemi ile başladığını (El-Ubeyd Kültürü) ortaya koyuyor.11

Okyanus aşırı kıtalararası yolculukları ve bu yolculukların önünü açan, Fenikelilerin (Kenanlılar) gemicilikteki başarıları oluyor.12Yerel kaynaklarda, M.Ö. XV. yüzyılda bu halk için Kenanî ve bölge için de Kenan adlarını buluyoruz. Bunun yanında “Fenikeli”, “Poeni”, “Phoinike” ve “Kartacalı” adları arasındaki fark yapaydır, hepsi de Fenikeli demek oluyor.13

Fenikeliler için “… koloniler kurmağa yetenekli dehalarından dolayı Yakındoğu’nun tarihinde özel bir yer tutmayı haketmişlerdir.” açıklaması,14Fenikelilerin koloniler değil, şehirler kurdukları” gerçeğinin de gizlenmesi oluyor. ‘VIII. yüzyılda Yunan kolonizasyonundan önce Kartaca’yı kurmuşlardı’ açıklaması, Fenikelilerin Karadeniz’de Sinop ve Trabzon’u kurduğu iddia edilen ‘Yunan kolonizasyon devri’ denilen öncesinde denizlerde şehirler kurduğunu; “‘Yunan’ denilenlerin Trabzon’u da kurmadığını” delillendiriyor.1

Herodot’dan gelen; Fenikeliler Kızıldeniz’den hareket edip Afrika’yı dolaşıp Herkül Kolonunu / Cebelitarık Boğazı’ndan dönüp Mısır’a geldiler açıklamasıyla, Akdeniz’i göl edinip, Atlas Okyanusu’na da açılıp, İngiltere’ye kadar da çıkmalarıyla, Brezilya’ya ulaştıkları da bilinebilmesine rağmen Fenikeliler Karadeniz’e sokulmuyor! Düşünsenize, Kıbrıs, Rodos, Girit Adası üzerinden Ege Denizi’ne çıktılar ama nedense Karadeniz’e girmiyorlar! Hemen her türlü dergiye, kitaba bakınız; Fenikeliler sadece Karadeniz’de gösterilmiyor! Peki de neden? Hemen her denizde dolaşan bu gemici ulus’un, Karadeniz’e neden girip de şehir kuramayışlarını (!) kim, nasıl izah edebiliyor?1

Üstelik, Fenikelilerin Karadeniz’e girdikleri zaten biliniyor; “Fenikeliler ticarette hem deniz hem de kara yollarından faydalanmayı çok iyi bildikleri için eski dünya pazarlarının hemen hepsini elde etmişlerdi. Ön Asya’nın önemli şehirlerinde, Akdeniz ve Karadeniz limanlarında, Atlantik kıyılarında Fenike tâcirlerine rastlanırdı. Hazar Denizi’ni, Basra Körfezi’ni, Kızıldeniz’i Akdeniz’e bağlayan ticaret yolları Fenike limanlarına eşya taşıyan Aramî kervanlarıyla karınca gibi kaynardı.” açıklaması,5 Fenikelilerin Karadeniz’i de feth ettiklerini açıklar nitelikte oluyor.

Fenikelilerin kuzeye doğru yayılmayı sürdürdüğü ve Karadeniz kıyılarında da yerleştiği biliniyor. “M.Ö. 521 yıllarında Fenikeliler Karadeniz’e geçtikten sonra Kızılırmak ağzına gelerek Bafra ve çevresine yerleşmişlerdi.” deniliyor.15

Fenikelilerin, Karadeniz’e geldiklerinde İstanbul bölgesindeki Hatti kalıntıları diyebileceğimiz Kalkhedon (Kadıköy), Byzantion ve Selymbria (Silivri) yerleşimlerini yeniden kurmaları sonrasında Karadeniz Ereğlisi, Amasra ve Bartın’da da yerleşimler kurdukları bilinebilmesi yanında; ilk kurucuları Hattilerolan Sinop’u ve İkiztepe / Bafra’yı da M.Ö. 1100 gibi denizden gelip kurdukları da anlaşılabiliyor.1

Denizlerin Keşif Erleri Fenikelilerden, “Akdeniz Fatihleri Fenikeliler” şeklinde söz edilse de12 Karadeniz fatihleri de yine onlar oluyor. Karadeniz’de şehirler kurdukları gerçeğinin ‘Gerçek tarih’ten çalınmasının; Sahte Tarih Modeli’nin, Fenikelilerin Karadeniz’de şehirler kurmalarından hiç söz etmemelerinin sebebi ise Fenikeli olmalarına rağmen, ‘Bugünkü Yunanlılarla ilişkilendirilip ‘Yunanlı / İyonyalı Miletliler’ denilen sözde unsur ile “Trabzon’un da tarihini çalma” amaçları oluyor.1

Charles TEXIER’in, “Yunanlılar, daha Karadeniz kıyılarına gelmeden çok önce Fenikeliler bu kıyıya gelerek Asurlularla alışveriş yapıyorlardı.”16 açıklaması da zaten denizci millet Fenike ile kara devleti Asur, ama asıl da Fenike – Trabzon ilişkisi gerçeği oluyor.

M.Ö. VIII. asırda “Yunan milleti” mi vardı ki Yunanlılardan söz ediliyor? M.Ö. 800 gibi Ege bölgemizde oturuyor olup da Karadeniz’e de girip, M.Ö. 756’da Trabzon’u da kolonileştirecek Miletliler denilen bir deniz gücü – millet ortada var mıydı? Ya da şöyle soralım: Bir şehir olan Miletliler, M.Ö. 800 gibi 92 ya da 300 adet koloni kurabilecek bir Deniz İmparatorluğu mu idi ki gelip Sinop’u (M.Ö. 785), sonrasında Sinoplular da Trabzon’u (M.Ö. 756) kurabiliyor? Ve aradaki Amisos / Samsun’un, M.Ö. 562 yılında Miletliler tarafından Trabzon’dan çok sonra bir tarihte kurulabiliyor?1

‘Trabzon’un, Miletlilerce M.Ö. 756’da kurulduğu’ (oysa,o tarihte Trabzon’a Medler ve Asurlular hâkimdi)bilimdışılığını, üreticisi, “Sahte Tarih Modeli Yazıcıları”nın kucağına koyup; Trabzon’un, M.Ö. 756 tarihinden çok daha eski bir tarihte – karadan gelip kuran Hattilerden sonra, denizden gelip – ikinci kurucusu olan Fenikelilere veriyoruz!1

Tarihî coşku ve perspektiften, bilgi adına ilgi kirliliğinden kurtulmak dileğiyle…

Kaynakça :

1MUSAOĞLU, Ahmet – İlk Anayurd Anadolu – Trabzon Ayasofya Tarihi, Ortahisar Belediyesi Kültür Yayınları, I. Baskı, Trabzon, Aralık 2015, 518 sayfa.

3BERNAL, M. – Kara Atina (Çev.: Ö. Buze), Kaynak Yayınları, I. Basım, İst., 1998, s. 587.

5GÜNALTAY, M. Ş. – Yakın Şark II Anadolu, TTK Yayınları, 2. Baskı, Ankara, 1987, s. XI.

8M. BAHATTİN Bey (Müellif) – Resimli Ünye Rehberi, Resimli Ay Matbaası, 1930, İstanbul, 80 sayfa.

9KİRAS, İ. – Fenike Kralı’nın Kızı, Duy Sesimizi!”, Vatan Gazetesi, 29.08.2015.

10HOOKE, S. H. – Ortadoğu Mitolojisi, İmge Kitabevi Yayınları (Çev.: Alaeddin Şenel), 3. Baskı, 1995, s. 19.

11LAROUSSE, Meydan – Büyük Lügat ve Ansiklopedi: “El-Ubeyd” maddesi, Meydan Yayınevi, Cilt: 4, 1971, s. 210 – 211.

12GORE, R. – “Bir Fenikeli…”,  “Akdeniz Fatihleri Fenikeliler”, NationalGeographic, No. 42, Ekim 2004, s. 100 – 108.

13BALL, W. – Arabistan’dan Öteye Fenikeliler, Araplar ve Avrupa’nın Keşfi, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 2014, s. 23.

14Başlangıçtan Bugüne Dünya Tarihi, Kaynak Kitaplar, İstanbul, s. 61.

15TOK, G. – Antik Çağın Tüccarları Fenikeliler, Bilim ve Teknik Dergisi, TÜBİTAK, Sayı: 399, Ankara, Şubat 2001, s. 94.

16TEXIER, C. –Küçük Asya Coğrafyası, Tarihi ve Arkeolojisi, 3. Cilt, Ankara, 2002, s. 150, 202.

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Ünye’nin Demografik Yapısı – II

12 Ocak 2018 okunma
07 Nisan 1404’te Ünye’ye ulaşan Ruy Gonzales de Clavijo, ‘Timur Devri’nde Semerkand’a Seyahat’ adlı eserinde “Tepelerde evler görünüyordu. Ahalinin çoğu Rum’du. Bize kalenin etrafında 300 kadar Türk bulunduğu söylenmişti.” bilgilerini aktarır.12... Devamını Oku

Tanîn Gazetesi’nde Ünye – III

5 Ocak 2018 okunma
Ben, bizi, Samsun’dan, doğrudan doğruya Trabzon’a gitmekten engelleyen koleraya teşekkür ederim. Çünki, bu sayede Samsun’dan Ünye’ye kadar yüz kilometrelik bir yolda pek kıymetli bir hazine olan bütün Canik Ovası’nı, Çarşamba ve Terme’yi, bu güzel... Devamını Oku

Sarı Yazma’da Terme ve Ünye – I

29 Aralık 2017 okunma
Hem yazılarında hem de kişisel yaşamında 1940’lı yılların toplumcu – gerçekçi şâirliğini yapan Türk şiir, roman ve öykü yazarı Mehmet Rıfat ILGAZ, hayatını sanatoryumlar ve cezaevlerinde geçirdi. Stepne mahlâsıyla “Hababam Sınıfı” romanını... Devamını Oku

Tarihî Değerlerimiz – I

22 Aralık 2017 okunma
Ünye’mizde hâkimiyet ya da ekonomik ilişki kurmuş bilinen kavim, zümre ve milletler ile devletlerini.. Kaşkalar, Hititler (daha doğrusu Hatti İmparatorluğu), İskitler, Miletliler (daha öncesi kolonist Fenikeliler), Khalybeler, Kimmerler, Frigler, Tibarenler,... Devamını Oku

Canik Sancağı ve İdarecileri – I

15 Aralık 2017 okunma
Bugüne değin Ünye’nin Milletvekilleri, Kaymakamları ve Belediye Başkanları farklı plâtformlarda büyüteç altına alınmıştı. Bu kez, Ünye’nin kazâ olarak vaktiyle bağlı olduğu Canik Sancağı yöneticilerini kronolojik tashihe tâbi tutmaya çalıştık.... Devamını Oku

Ünye’nin Demografik Yapısı – I

8 Aralık 2017 okunma
Ünye’nin demografik yapısını ortaya çıkarmadan önce dünyadaki gelişmeleri gözden geçirip, ardından demografiyi tanımlayarak köşe yazımıza başlamanın daha uygun olacağını düşündüm. Bu çalışmanın, Ünye hakkında yapılacak diğer detaylı... Devamını Oku

Son Devir Ünyeli Osmanlı Ulemâsı – III

1 Aralık 2017 okunma
Sadık ALBAYRAK’ın beş ciltlik ‘Son Devir Osmanlı Ulemâsı’ adlı eserinde toplam 12 Ünyeli ulemâyı tespit edebildik. Araştırmacı, Yazar İrfan DAĞDELEN’in ‘Sicill-i Ahval Defterlerinde Ünye Doğumlu Osmanlı Devlet Adamları’ adlı eserinde ise 53... Devamını Oku

Ünye Halk Oyunları Tarihi – II

17 Kasım 2017 okunma
Bir ülke ve yöre halkının, bir etnik grubun yaşamının bütününü kapsayan ve temelinde o halkı oluşturan insanların ortak ve yaygın davranış kalıplarını, yaşama biçimini, belirli olaylar ve durumlar karşısında tavrını, çevresini ve dünyayı... Devamını Oku

Tanîn Gazetesi’nde Ünye – II

10 Kasım 2017 okunma
Ünye’de geçirdiğimiz pek güzel bir gecenin hâtırasını unutmak imkânı yoktur. Karadeniz’den gelen sâf rüzgârı teneffüs ederek, karşıdaki dağların arasındaki beşiğinden çıkıyor zannedilen dolunay şeklindeki ayın doğuşunu seyretmek, bize... Devamını Oku

Son Devir Ünyeli Osmanlı Ulemâsı – II

3 Kasım 2017 okunma
Önceki bölümde son devir Ünyeli Osmanlı Ulemâsından Ahmet Şükrü Efendi, Ali Enver Efendi ve Mehmet Nurî Efendileri tanıtmaya çalışmıştık. Bu köşe yazımızda da diğer değerli Ünyeli şahsiyetleri tanıtmaya devam ediyoruz. HÜSEYİN HÜSNÜ EFENDİ... Devamını Oku