son haberler

ÖB

Yayınlanma Tarihi: 16 Şubat 2018 okunma

Zeki ORDU zekiordu.zekiordu@gmail.com

Bir rivayete göre kâinat adıyla bilinen uçsuz bucaksız boşlukta eskilerin seyyare dedikleri günümüzde gezegen olarak bilinen gök cisimlerinin birinde canlılar yaşarmış. Aslında bu gezegenin varlığını kabul etmeyenlere cahil gözüyle bakarlarmış. Dünya denilen yerde bazı ülkeler, kâh fötr şapka kâh çocuk lazımlığına benzeyen bazı şekillere benzer uzay araçlarını, kendilerine göre ‘var’ başkalarına göre ‘vehim’ olarak adlandırdığı ve filmlere göre taa oralardan dünyamıza gelen insanları varmış.

Güya bu gezegende yaşayan canlılar ilmi ve teknolojik yönden çok gelişmişler. Her şeyin kolay kullanılanı yapabiliyorlarmış. Biri yere mi tükürüyor hemen orada bulunan bir alet yerdeki tükürük üzerine ilaç sıkıyormuş. Kimse yemek yerken yorulmasın diye bazı aletler yapmış olup kişi otururken bile yiyecek maddeleri ağza gidiyormuş. Üstelik çiğneme zahmeti olmasın diye çiğnenmiş besinler bile üretmişler.

Daha aklınıza gelen ne kadar hayal varsa hepsini gerçekleştirmişler. İsterseniz bir maçın sonucunu önceden ayarlayabiliyorlarmış. Kimse bu ayarlaman dolayı merkez hakem komitesini suçlamıyormuş. Her şey makineye bağlanmış.

Okullarında ki fen derslerinde ülkede neye ihtiyaç varsa onlar için projeler üretilip, insanlığın hizmetine sunuluyormuş.

Herkes her istediğini yapıyor bir aksilik olursa ÖB yani Öğretim Bakanlığı buna çare buluyormuş. Mesela herkes çöpü yere atıyor, arkadan çöp toplayan makineler dolaşıyormuş. Bakanlığın adı ÖB yani Öğretim Bakanlığı olduğu için eğitime fazla önem vermiyorlarmış. Yani yere çöp atmama yerine, yerden çöp toplama makineleri yaptıklarından, bütün tedbirleri yenilikler üzerine kuruyorlarmış.

Ama gel zaman git zaman işler ters gitmeye başlamış. Öyle ya her ihtiyaca bir alet yapmak o kadar kolay olmuyormuş.

Bir gün bu gezegendeki biri dünyalı biriyle tanışmış. Bir birleriyle sohbet ediyorlarmış.

— Siz dünyalılar çok gerisiniz…

— Neye dayanarak böyle diyorsunuz?

— Etrafta silah ve arabalardan başka teknolojik bir şey fazla yok.

— Her şey için bir alet yapılmaz ki…

— Çöpleri ne yapıyorsunuz?

— Yerlere atmamayı öğretiyoruz.

— Meyveleri nasıl topluyorsunuz?

— Ağaçtan ve mevsiminde topluyoruz.

— Hazır besinleriniz yok mu?

— Var ama nadiren kullanırız.

— Sporu nasıl yaparsınız?

— Amatör ve profesyonelce yaptıklarımız sporlar var.

— Sonuçları önceden biliniyor mu?

— Nadiren.

— Biraz da ben sorabilir miyim?

— Sor bakalım

— Siz üzülür müsünüz?

— O da ne?

—Göz- Gözyaşı)

— Sizce hayat nedir?

— O da ne?

—Mezara gidenler-

-?

— Sizce Aşk nedir?

— O da ne?

 

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Mazide Hatıram Yahut Sosyal Geri Dönüşüm

20 Nisan 2018 okunma
Şöhret her devirde çok kişi tarafından arzu edilen şey olmuştur. Sadece münevver ve din adamları şöhrete yakın durmamışlar. Büyükler şöhreti iki kısma ayırır. “Birincisi, bir kimse şöhret olmayı arzu eder, o afettir” şeklindedir. Şöhret hangi... Devamını Oku

Ekmek Karnesinden Eee Karneye

13 Nisan 2018 okunma
Yıllar önce dedem ekmek karnesinden bahsederken ben anlamazdım. Yaşımın çok küçük olması yüzünden olduğunu düşündüğüm bu durumu büyüdüğüm zaman da kavrayamayınca; bu karnenin nasıl verildiği, kimlere verildiği, ne kadar sürede verildiği hususunda... Devamını Oku

Yâr Yarayı Sarar Mı?

6 Nisan 2018 okunma
Çetin bir soru. Çünkü cevabı muhtelif. Kimine göre evet, kimine göre hayır. Yâr… Bazen uzaklarda bir diyar. Bazen uçurum… Bazen “melhem” Neşet Ustanın tabiriyle. Gerçi o “Hiçbir melhem kâr etmez, yâr yarası var bende” diyor. Yine “Dermansız bir... Devamını Oku

İstifalar ve Müstafiler

30 Mart 2018 okunma
Hep düşünmüşümdür, istifalar neden gerekir diye. Daha çocukluğumda ilk defa istifa haberlerini milletvekilleri arasında olduğunu duydum. Zamanın tek kanalı olan TRT bir vekilin partisinden istifa haberini verirken “Lüzumuna binaen” açıklamasını da okurdu.... Devamını Oku

İsmini Ağabeyinle Ablana Uydurduk

23 Mart 2018 okunma
Efendim malum olduğu üzere en müşkül işlerden biri de çocuğa isim vermektir. Özellikle günümüzde bu daha da zor olmaktadır. Hatta bunun için lügatler bile hazırlanmıştır. En yeni çocuk isimleri diye. Özellikle az bulunmasına dikkat ederiz. Bazen meşhur... Devamını Oku

Kitap Okurken Fotoğraf Çektirmek

16 Mart 2018 okunma
Her sene belli bir zamanda kitap okuma kampanyaları düzenlenir. Gaye okuma alışkanlı kazandırmak, okumaya teşvik etmek ve okumayı sevdirmek. Buraya kadar iyi. İyi de nasıl olacak bu iş? Çok şey gibi okullardan başlanacak. Öğrencilere okumanın faydaları... Devamını Oku

Sen Gideli…

9 Mart 2018 okunma
Sen gideli şu kadar zaman geçti ile gelmeyeli şu kadar oldu aynı şeyi mi ifade ediyor? Günler geçti, aylar geçti, yıllar ve mevsimler geçti sen hala gelmedin…   Sen gideli; günler geçti, aylar geçti, yıllar… Sizce gittiğinden sonra geçen zaman mı daha... Devamını Oku

Benim Oğlum Bina Okur, Döner Döner Bir Daha Okur

2 Mart 2018 okunma
Muhtelif zamanlarda “kitap okuma” kampanyaları düzenlenir. Kitabın ehemmiyetinden bahsedilir. Önümüzü nasıl aydınlattığı, ufkumuzu nasıl açtığı, bize ne gibi bilgiler kazandırdığı vs… Bütün bu kampanyaların sonunda istediğimiz verime ulaşamayız.... Devamını Oku

Gönül Yangının Dumanı Olmaz

23 Şubat 2018 okunma
Sahip olmak ile sahiplenmek… Ne kadar da benzer gibi duruyor değil mi? Her sahip olduğumuzu sahipleniyor muyuz veya sahiplenebiliyor muyuz? Bazen sahip olmak yetmez. Sahiplenmek lazım. Sevdiklerimiz ne kadar bizim? Bize ne kadar yakın? Yârimiz yaramız olmadıkça, nasıl... Devamını Oku

Ekmeğini Simitten Çıkaran Adam

9 Şubat 2018 okunma
Ekmeğini taştan çıkarmak diye bir tabir vardır. Genellikle işi zor olan, geçinmek için fazla zahmete katlanan, nafakasını temin etmek için yılmadan usanmadan çalışanlar için kullanılır. Bu tür insanlar çok çalışıp az kazanırlar. Takdir edilen tarafı... Devamını Oku