son haberler

VEFASIZLIĞIN AYI: ARALIK

Yayınlanma Tarihi: 8 Aralık 2017 okunma

Zeki ORDU zekiordu.zekiordu@gmail.com

zekiordu.zekiordu@gmail.com

“İnsanoğlu çiğ süt emmiştir” demekle yaptığı yanlışlıklara bir mazeret uydurulamaz. Her ne kadar “Beşer şaşar” diye bilinen ibare insanların yanlışlarını mazur gösteremez. Her olumsuzluğun ardından bir şeylere sığınmak ne kadar doğru bilinmez.

Evet, beşer şaşar. İnsan hata yapar. Vefasızlık bir hata değil, kadir kıymet bilmemektir. Yani kadirşinassızlık demektir.

Hayatımızda kadir kıymet bilmeyen o kadar kişi var ki. Bunlardan yakınırız. Ancak kendimizin de bazen bu vefasızlığın içinde olduğumuzu fark etmeyiz.

Ne zaman aralık ayı gelse hep bu vefasızlığı düşünürüm. Aralık ayından başka her ay müstakildir. Her ay kendini temsil eder. Yalnız Ocak ayının ilk haftası ile Aralık ayının son 15 günü diğer zamanlardan faklıdır.

Daha aralık ayı girer girmez çok kişi gelecek seneden yani yaygın söyleyişi ile “Yeni Yıl”dan bahseder. Gelecek olan yılın insanlığa, hayırlı olması dilenir. Savaşsız, kavgasız, birbirini seven kişi ve toplumların artması, her yerde kardeşlik tohumlarının filizlenmesi vs…

Yahu bu kadar iyi temenniler için ocak ayını beklemenin bir âlemi var mı? Niye Ekim ayından Kasım ayına girerken sürü halinde pardon koro halinde iyi temennilerde bulunmayız. Madem ülkemizde ve dünyada çok kötü şeyler oluyorsa niye zaman kaybediliyor?

Bu temenniler tamamen popülist bir yaklaşımın sonucu. Bir “algı” meydana getirme gayreti. Belki kapitalizmin bir ince ayarı.

Kısaca Aralık ayı daha kendinin ne olduğunu anlamadan tek suçu yılın resmi son ayı olmasından dolayı insanlar tarafından göz ardı edilmektedir. Bütün dikkatler yeni gelecek yıla dolayısı ile yeni girecek aya çevrilmekte, tuhaf bir temenni ile güzellikler ve esenlikler beklenmektedir.

İnsanlık tarihi 21’inci asrı yaşarken böyle bir bağnazlık ve köhnemiş bir zihniyet içinde nasıl olur? Hiçbir aydan böyle medet umulur mu?

Çok eskiden bir televizyon spikeri Ocak ayının ikisinde haberleri okurken “Yeni bir yıla girdik yine insan ölüyor” diye neredeyse avaz avaz bağıracaktı.  Yani 31 Aralık günü insan ölür, 1 Ocak günü her yer süt liman olacak öyle mi?

Milattan önceki insanların bile bundan daha mantıklı düşündüklerini sanıyorum.

Elbette ki geleceğe umutla bakmalı ve her şeyin düzgün olması için el ele verilmeli. Ancak bu yılın her günü için aynı olmalı. Sen Aralık ayına kadar her haltı işle sonra yeni yıldan medet um. İnsanın “Akıla baka” diyesi geliyor.

Dedim ya oldum olası bu Aralık ayına üzülürüm. Takvimlerde bile iğreti durur. Daha Ocak ayı gelmeden yeni seneye ait takvim asılır ve üst kapağının açılması için zaman beklenir. Sanki Aralık ayına “Bir an evvel senden kurtulalım” der gibi bir halimiz vardır.

Yine aralık ayı geldi. Televizyonlar haber olarak bir yılın muhasebesini yapacaklar. Yılın bilmem nesi seçilecek.  Yapılana yanlışlıklar bir bir ortaya dökülecek. Sözde bunlardan ders çıkarılacak. Yeni seneye girer girmez bu dertlerimiz bitecek ve dünya pir ü pak olacak.

Ben onu bunu bilmem. Yaşadığım her gün benim için önemlidir. Bu ha 3 Şubat olur, ha 26 eylül. Eğer o zamana kadar bir olumsuzluk varsa bir gün sonra tekrara yaşanmamsını için üzerime ne düşüyorsa elimizden geldiğince yerine getiririz.

Herkes gibi koro halinde herkesin kabul ettiği bir dayatmayı kabul etmem. Ben çekirge sürüsüne dâhil değilim. Sıradan ve sürüden olmaya bir niyetim de yok.

Efendim senede bir gün gelecek olan 8 aralık günü herkese hayırlı olsun. Nice 8 Aralıklarda buluşma umuduyla.

 

 

 

 

 

 

 

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Cesaretin Varsa Yardım Et

14 Haziran 2018 okunma
“Kalın kitapların ince, uzun cümlelerin kısa hükmü…” “ İyilikten maraz doğar” sözü ile ilk defa nerede söylenmiş hep merak ederim. Nasıl bir can yanmasıdır ki, hem iyilik edeceksiniz, hem de zararlı siz çıkacaksınız. Başta ‘hümanistler’ ve... Devamını Oku

Mekteb-i Sultani ve Müstahdem Ali Efendi

8 Haziran 2018 okunma
Malum olduğu üzere Galatasaray Lisesi’ni tanımayanımız yoktur. Bu lise 1481 yılında Galata Sarayı Enderun-u Hümayunu adıyla kurulmuş olup, 1 Eylül 1868 senesinde Mekteb-i Sultani adını almış olup; 1924 yılında Galatasaray Lisesi adıyla eğitimine devam... Devamını Oku

Oturun Oturduğunuz Yerde!

1 Haziran 2018 okunma
Belki on beş yıldan fazla oturup televizyon seyretmişliğim yoktur. Sadece naklen maç yayınları hariç. Bir de misafirliğe gittiğimde ev sahibi hangi kanalı açmışsa bizde mecburen o kanalı seyretmiş oluyoruz. Gördüğüm odur ki en çok diziler ve magazin... Devamını Oku

Kıraathane

25 Mayıs 2018 okunma
Kıraatin, okuma demek olduğunu bilenler bilir. Eskiden kıraat ilmi bile vardı. O zamanlar bu Kur’an okuma ilmi olarak yapılıyordu. Yani büyüklerimiz bir eserin nasıl okunacağının dahi ilmini gösteriyormuş. Sosyal ve kültürel değişmesiyle başlayan bazı... Devamını Oku

İstikamet Üzere Olmak

18 Mayıs 2018 okunma
Ne zaman ramazan ayı girse hummalı bir faaliyet başlar. Sanki herkes kıtlıktan çıkmış gibi alış-veriş yapar. Elbette en tabii hakları. Gün boyu yemenin ve içmenin olmadığı bu ayda iftar sofraları en güzel anlardandır. Oruçluyken kimin canı ne çekmişse... Devamını Oku

Ankara’da Ayakkabı Tamiri

11 Mayıs 2018 okunma
  Ben bir köy çocuğu olduğum için ilçe merkezinde yaşayanları “çok önemli” kişiler olduğunu öğrenerek büyüdük. Şehirli insanların tartışmadığını, birbirlerine kızmadığını, herkesin bilgili olduğunu, temiz giyindiğini, düzgün... Devamını Oku

Ankara ve Çevresi

4 Mayıs 2018 okunma
Yolumuz bu günlere Ankara’ya düştü. Biz de hazır Ankara’ya gelmişken şöyle görünen kısmıyla bir inceleyelim dedik. Öyle enikonu incelemek için yeterli vaktimiz yok. Adım başı birileriyle de konuşamayız. Ne de olsa başkent. Belli ki insanları kültürlü,... Devamını Oku

Ağlayan Ağaç

27 Nisan 2018 okunma
Herkesin malumu olduğu üzere bir iç ve dış turizmin gelişmesinde tanıtımın önemi oldukça fazladır. İnsanlar bulundukları yerden kalkıp başka yerleri gezip görmeye karar vermişse gittiği yer ile ilgili az-çok bilgiye sahiptir. Yoksa o kadar zamanı ve parayı... Devamını Oku

Mazide Hatıram Yahut Sosyal Geri Dönüşüm

20 Nisan 2018 okunma
Şöhret her devirde çok kişi tarafından arzu edilen şey olmuştur. Sadece münevver ve din adamları şöhrete yakın durmamışlar. Büyükler şöhreti iki kısma ayırır. “Birincisi, bir kimse şöhret olmayı arzu eder, o afettir” şeklindedir. Şöhret hangi... Devamını Oku

Ekmek Karnesinden Eee Karneye

13 Nisan 2018 okunma
Yıllar önce dedem ekmek karnesinden bahsederken ben anlamazdım. Yaşımın çok küçük olması yüzünden olduğunu düşündüğüm bu durumu büyüdüğüm zaman da kavrayamayınca; bu karnenin nasıl verildiği, kimlere verildiği, ne kadar sürede verildiği hususunda... Devamını Oku