son haberler

TURGUT DAĞDEVİREN

Yayınlanma Tarihi: 18 Aralık 2021 okunma

Zeki ORDU zekiordu.zekiordu@gmail.com

Onunla ilk defa Hizmet Televizyonu muhabiriyken tanıştım. Takvimler 2004 yılını gösteriyordu yani. Yaklaşık olarak çeyrek asra yakın bir tanışıklığımız var.

Ben Hizmet Gazetesinde yazmaya başlamıştım. Radyo, televizyon, gazete aynı çatı altındaydı. İstisnalar hariç tatil günleri hariç her gün görüşebiliyorduk. Tabi farklı iş kolu olduğu için fazla sohbet etme fırsatımız olmuyordu.

İşini en iyi şekilde yerine getiriyordu. Her geçen gün kendini daha çok geliştiriyor, başarılı çalışmalara imza atıyordu. Sakin ve neşeli görüntüsünün altında neler yattığını bilemeyiz ama son derece sakin ve mizahi bir yapısı vardı. Mutlaka moralin bozulduğu, sinirlendiği anlar olmuştur. Bunca yıl böyle bir hali varsa da bana rastlamadı.

Onunla ilk ortak çalışmayı 2008 senesinde ilçede düzenlediğim bir “Şiir Şöleni” ile yaptım. O gün okunması gereken 17 şiir ile bazı belgesellerin slaytlarını o hazırladı. Hatta gecenin teknik sorumlusu oydu. Belki sahnede değildi ama o olmasa böyle güzel bir program yapamazdım. Bu yardımını hala daha unutmuş değilim.

Çaya karşı bilindiği veya görüldüğü kadar düşkün değilse de bile hakkını vererek içerdi. Onunla iki çalışma yaptım. İkisi de çok başarılı oldu.

Daha sonra Ünye Haber Gazetesinde kesişti yollarımız. Ta ki yeni görevine başlayana kadar.

Yeni görevine başladığını duyunca daha doğrusu duyduğum gün hayırlı olsun ziyaretinde bulundum. Zaten epey zaman bu tür ziyaretçileri gelecekti. Ben elden düşen elli gün kalır sözü mucibince ziyareti en kısa zamanda yapmayı tercih ettim.

Bir “çaysever” olarak, hatta çayı başta Ünye halkına, sonra da “sosyal medya” üzerinden cümle âleme duyuran bu şahsı ziyarete giderken; ona yakışır bir hediye düşündüm. O hediye de tabii çay olmalıydı. Ben de öyle yaptım zaten.

Şu anda hayırlı olsun ziyaretleri ile ilgilenmeye mecbur. Ancak en kısa zamanda yeni işine adapte olacak ve başarılı çalışmalara başlayacağından adım gibi eminim.

Bu zamana kadar köşe yazısı olarak yazdığım yazıları gazetedeki köşeye yerleştiren Turgut Dağdeviren için belki de en ilginç yazı bu olmalı. Öyle ya yazının başlığı kendi ismini taşıyor.

Değerli çalışma arkadaşıma yeni görevinde başarılar diler, haklarını helal etmesini istirham ederim. Hayatın yarınlarda ne getireceğini bilemeyiz. Ben kendisinin bu işin de üstesinden layıkıyla geleceğine inanıyorum.

Yolun açık olsun.

 

 

 

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

“Z”  KUŞAĞI MI “Y”  KUŞAĞI MI?

20 Ocak 2022 okunma
Artık son “kuşağın” da bir ismi oldu. Eskiden “nesil” denilen ve günümüzde “kuşak” olarak adlandırılan insan topluluğu. Adına da (Z) kuşağı denilmiş. Dünya var olduğu günden beri “kuşaklar arası” anlaşmazlık hep olmuştur. Kısaca; dede,... Devamını Oku

Makamın Soğuk Yüzü

15 Aralık 2021 okunma
Kır yıla yakın çalıştım devlet dairesinde. Okuduğum yıllar hariç… Daha öğrenci iken tanıştım resmiyetin ve makamın soğuk yüzüyle. Arkadaşlarım, ne zaman “Seni idareden çağırıyorlar” diye haber verdiğinde içimde bir fırtına ile çalardım okul... Devamını Oku

Çakırtepe- Mtal

12 Aralık 2021 okunma
Ülkemiz görünmeyen bir düşmanla savaştı epey zaman. Hatta bütün dünyanın ne yapacağına karar veremediği zamanlar oldu. Düşman gözle görülmüyordu çünkü. Nasıl karşı konulacağına dair geleneksel yöntemler uygulandı önce. Bu süre içinde okullar... Devamını Oku

Hasan Fahri Tan

29 Kasım 2021 okunma
Hasan Fahri Tan Şair… Kendisi talebe iken, tahsil gördüğü okulda öğretmendim. O da her öğrenci gibi dersleriyle meşguldü o zamanlar. Öğretmenler yazılılarda ders işlenmediği için, bir sessizliğin içinde bulur kendini. Öğrenciler kendilerine has heyecan... Devamını Oku

Recep Hoca

27 Kasım 2021 okunma
Bazı şeyler vardır ki söylenecek zamanı vardır. Recep Hoca adıyla maruf Recep Öztürk’ü yaklaşık çeyrek asır önce tanıdım. Tanışma sebebi ise bir hayli ilginç. Bir yaz aylarıydı. Yolum İstanbul’a düşmüştü. Malum İstanbul’a gidilince şayet... Devamını Oku

Leylâ Farkı

13 Kasım 2021 okunma
Efsanelerini dinledik hep halk âşıklarının. Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslı, Yusuf ile Züleyha, Vamık ile Azra, Tahir ile Zühre… Yukarıda yazılı çiftlerin hikâyeleri dilden dile dolaşır oldu. Varlar veya yoklar ne ehemmiyeti var. Mühim olan kıssaları ve... Devamını Oku

Çayla Sohbeteler 26

25 Ekim 2021 okunma
Ey çay! Bir yapımcı duysa kesin “Çayla sohbetler” adlı bir dizi film çekmeye karar verirdi. Ardımızda 25 yazı bıraktık. Hâlâ devam ediyoruz. Biliyor musun dert dinlemek bile maharet. Hiç katkısı olmasa bile sadece seni dinleyecek bir şeyler bile insanı... Devamını Oku

Çayla Sohbetler 25

12 Ekim 2021 okunma
Çay nasıl içilir? Hayda! Bu da soru mu? Siz çayın rastgele içildiğini mi sanıyorsunuz? Hiç de öyle değil. Aslında öyle olmamalı. Özellikle ilk bardak veya fincandaki çayın içimi çok özel olmalı. İçinizden “Nasıl yani?” diye bir soru geçerse izah... Devamını Oku

Vuslat’a Yunusça Kavuşmak

1 Ekim 2021 okunma
Ayrılığı şımartmamak lazım… Şayet “Vuslat”a ermek istiyorsak “Yunusça” yanmak gerek… “Vazgeçemediğim”iz şeylerimiz olmalı… Ömrümüz, “Şelaleler” gibi akıp geçerken, geriye nelerin kaldığına dikkat etmek gerekir bazen. Şairin “Geriye... Devamını Oku

Çayla Sohbetler 24

28 Eylül 2021 okunma
  Çay nasıl içilir? Hayda! Bu da soru mu? Siz çayın rastgele içildiğini mi sanıyorsunuz? Hiç de öyle değil. Aslında öyle olmamalı. Özellikle ilk bardak veya fincandaki çayın içimi çok özel olmalı. İçinizden “Nasıl yani?” diye bir soru geçerse... Devamını Oku